15.3.10

Bayan Troposfer

'Bayan Troposfer'
Saman kağıt üzerine karakalem.

13.3.10

Yalan

Yakın arkadaşlarımdan biri bana can alıcı soruyu sordu;
'Artık blogunu güncellemiyorsun,noooldu bitti mi bu hevesin de?'
Profesyonelliğimi kaybetmeden,hemen cevap verdim ben de;
'Sınav dönemindeyim.Çok yoğunum. O yüzden.'
-
Hayır.
Bu bir yalan.
Sınav döneminde olduğum değil.
O doğru.
Yoğun olduğum da doğru.
Ama o yüzden blogumu güncelleyemediğim doğru değil...
Blogumu son 8 günden beri güncelleyemememin nedeni;
Yazacak bir şey bulamamış olmam...
-
Bazen olur bu bana,kendime itiraf edemesemde...
Ya artık yazamıyorsam? Ya yeni bir fikir gelmezse aklıma?
Ya öyleyse,ya böyleyse diye düşünürüm,düşünürüm,düşünürüm.
İçinden çıkamam. Sonra geçer ama.
Hep geçti.
Bu sefer de geçecek. Biliyorum.

5.3.10

İlk röportajım!

Sinem Top.
Şu an bu isim size yabancı gelebilir.
O yüzden biraz tanıtayım size...
Kendisi benim fakültemde okuyor.
Daha doğrusu ben,onun fakültesinde okuyorum.
Çünkü daha 3.sınıf olmasına rağmen tüm hukuka hakim
resmen bir kanun koyucu!
Ayrıca bir çok kişinin aksine,çok renkli bir karakteri var.
Güncel filmlerden,yeni açılan mekanlara; her şeyden haberi var.
Münazara şampiyonu; cumhurbaşkanı adayı
ve daha bir sürü şey...
Ama en önemlisi; benim yakın arkadaşım.
Benimle röportaj yaptı ve bloguna koydu. [tıklayınız]
Çok da güzel oldu...
Sinem Top.
Bu isim size yabancı gelebilir;
Şimdilik.

2.3.10

Sevdiğim Şeyler

...bu yazı,dudağını bükerek bana bakan ve
'Amaaan,senin de sevdiğin hiçbir şey yok ki' diyen
Gizem'e atfen yazılmıştır...
1) Çikolatalı Sufle
Ben tatlı sevmem. Hiçbir tatlıyı yemem. Çikolatalı sufle de benim için 'tatlı' değildir zaten; tatlıdan öte bir şeydir. Bir gün 'Mehmet Emin aşırı dozdan ölmüş' diye bir şey duyarsanız,aklınıza başka bir şey gelmesin. Sufle yüzündendir. Aşırı dozda aldığım şey de çikolatadır.


2 ) 3D Gözlük
Kartondan yapılmış uyduruk gözlüklerden değil. Real 3d olanları seviyorum. Onlara karşı bir zaafım var. Neden ben de bilmiyorum. Sadece seviyorum. Nedensiz seviyorum. Hep takmak istiyorum. Hiç çıkarmamak istiyorum.


3) Isırganotu
Doğanın insana sunduğu en değerli şeylerden biridir ısırgan otu. İnsanlar ne kadar şifalı olduğunu bilseydi,bundan başka bir şey yetiştirmezdi. Bir botanik bilimci 'eğer yakıcı özelliği olmasaydı, böcekler ve hayvanlar çoktan türünü tüketmişti' demiş. Haklı bence.
Saksıda yetiştirmek ise ayrı bir zevk.

4) Golden Retriever
Sertab'ın 'Zor Kadın' klibiyle ilgili aklımda kalan iki şey; daha hiçbirimiz aktif olarak bilgisayar kullanamazken o kumsalda nete girmişti ve klipte süper bir köpeği vardı.
Goldenları seviyorum. İlerde benim de bir köpeğim olacak. Adını 'Potasyum' koyacam. Kısaca 'Pot' ya da 'P' diye de çağırabilirim.

1.3.10

Dünyanın Bayrakları



Dün SNL [Saturday Night Live] programını izledim.
Bu skeci izlerken 'bunu mutlaka bloguma koymalıyım' dedim.

17.2.10

Geçmişten bir e-posta...

Az önce kendime bir e-mail attım.
Tam 4 yıl sonra bugün,yani 17 Şubat'ta, 2014'de bana gelecek!
Hepimiz merak etmez miyiz,bundan bir yıl önce bugün ne yaptığımızı?
İşte o merakımı gidermek için yaptım bunu...
Kullandığım parfümü,giydiğim kıyafeti
aklımı meşgul eden derin düşünceleri
okuldaki derslerimi,akşam dışarı çıkacağım arkadaşlarımı
sorumluklarımı,istediklerimi,istemediklerimi,planlarımı...
herşeyimi anlattım.
Bundan 4 yıl sonra nerede olurum,ne yapıyor olurum hatta
olur muyum,olmaz mıyım bilmiyorum
ama bildiğim tek bir şey (hiç bir şey bilmediğimdir:)
4 yıl sonra kendime yazdığım bu maili okuduğumda yüzümde bir gülümse olacak...
Umarım!
Siz de kendinize mail atmak istiyorsanız,buraya tıklayabilirsiniz.

13.2.10

Avukat

'Avukat' kelimesinin içinde 'tavuk' sözcüğü gizliymiş!

HT3BMB3HH3V7

8.2.10

Keşif

Kendimle ilgili bi' şey daha keşfettim.
Sıkıldığım zaman garip garip şeyler yazıyorum/çiziyorum.
Eskiden de sürekli adımı yazardım,çizim yapardım
ama herhalde artık farklı bir boyuta taşıdım bunu.
.

7.2.10

HT3BMB3HH3V7

HT3BMB3HH3V7

Ben de insanım...


benim de canım var; ben de insanım
benim de kalbim var; ben de insanım

1.2.10

Saldırı!

'Ev' yaşayan bir varlıktır.Canlı bir organizmadır.
Kendine has bir yapısı ve işleyişi vardır.
Bunun en önemi kanıtı, verdiği tepkilerdir...
.
Geçenlerde banyodayken,aniden bir ses duydum.
Gümmmm gümmmm!
Her şey o kadar hızlı oldu ki,ne olduğunu anlayamadım.
Yere baktım; cam kırıkları vardı.
Sonra tekrardan o sesi duydum; ama bu sefer daha şiddetliydi.
Hani korku filmlerinde aniden kuvvetli bir ses efekti gelir ya,aynen öyle.
Gümmm gümmmm!
O anda anladım.
Çamaşır makinesi bana saldırmıştı.
Üzerime yürüyordu.
Ve kendi üzerindeki eşyaları fırlatıyordu.
.
O telaşla hemen içeri kaçtım,arkamdan kapıyı kapattım.
Herhalde bu onu daha da sinirlendirdi.
Çünkü sadece yürüyüp,zıplamıyor;artık aynı zamanda konuşuyordu.
Benim asla anlayamayacağım bir dilde garip garip sesler çıkartıyordu.
Tek çarem vardı...
Sigortayı kapatmak!
Hiç tereddüt etmeden gittim ve sigortayı kapattım.
Onu yendim.

24.1.10

Pembe Giyinmiş Yalanlar

Kimse kimseyi kandırmasın.
Kimse kendini kandırmasın.
Herkes yalan söyler... İstisnasız herkes.
'Yalan söylemiyorum.' diyen bunu derken bile yalan söyler.
.
Evet,biliyorum her beyazın içinde birazcık siyahın olduğunu;
Ben de farkındayım karın bile bazı yerlerinin çamur olduğunun;
Vanilyalı dondurmanın içinde bile çikolata parçalarının olduğunun...
Hepsinin farkındayım,hepsini biliyorum.
Hatta bunun gösterimi de biliyorum,bir çember,içinde 'S' harfi
'S'nin bir kısmı beyaz,diğer kısmı siyah.
Beyazla boyalı kısımda siyah bir leke var.
Siyahla boyalı kısımda ise yalnızlık çeken beyaz bir nokta...
(Ne demeye çalıştığımı anladınız siz)
Bunun yorumu da şu şekilde;
'Her iyiliğin içinde kötülük,her kötüğün içinde iyilik vardır.'
Yoktur bence.
Bunu bu yüzden yazıyorum işte.
.
Kötülüklerin başında 'yalan' geliyor.
Tümünün kaynağı o.
Tıpkı bir arı kovanındaki kraliçe arı gibi;
Diğer tüm işçi arıları o doğuruyor...
Ve içinde iyilik yok.
Bozuk bir yemeği çok şık bir tabağa koysanız,süsleseniz;
Bozuk olduğu gerçeğini değiştirebilir misiniz?
Hayır.
Demek istediğim,yalanlarda iyilik olamaz.
İyi niyetle söylenmiş olsalar bile.
Pembe kıyafetlerle süslenmiş olsalar bile.
.
Çünkü yalanlar,o pembe kıyafetlerini mutlaka kirletecektir.
Kirlenince de,artık görünen renk 'pembe' olmayacaktır.
'Her kötülüğün içinde iyilik vardır' saçmalığına inanmayın yani.
Özellikle de bunu okuduktan sonra!
(12.02.2005 tarihinde yazdığım yazı bu.
Çekmecemi karıştırırken buldum :)

23.1.10

Sipariş Vermişler (!)

Ozan'la -yakın bir arkadaşımla- bugün Gazipaşa'da buluştum.
Adanalılar bilirler,orda eskiden D&R vardı,şimdi Müzik/Kitap oldu.
Benim çocukluğumun %30'ı orada, %30'u okulda,geriye kalan %40'ı da evde geçmiştir.
Neyse,asıl anlatmak istediğim şeyden uzaklaşmayayım.
Kendi halimizde dergilere,albümlere felan bakıyorduk.
Ozan aniden, en ciddi sesiyle, görevli kadına seslendi;
'Yeni çıkanlarda göremedim,Mehmet Emin'in yeni albümü gelmedi mi?'
Kadın hızlıca yeni çıkan CDlere baktı, sonra bizim yanımıza geldi;
'Yeni albümler için siparişler verildi,haftaya Pazartesi elimizde olur.' dedi.

HAHA!

22.1.10

Başlıksız

O kadar mutluyum ki; ölebilirim.

19.1.10

Kar

3 aşamalı bir süreçtir;
.
-Giriş ; En güzel kısımdır. İstanbul üşümüştür ve üzerine örtü istemiştir.
Beyaz örtüyü üzerine örterken herkes çocuk olur ve gökten yağan oyuncaklarla oynamak ister.
Fotoğraflar çekilir,sıcak çikolatalar içilir,yürüyüşler yapılır ve 'İnşallah tutar' denir.Bu süreç mutluluktur; huzurdur.
.
- Gelişme;Örtü İstanbul'un üzerindedir;artık İstanbul istese de üzerinden atamaz. Her yer donmuştur.İnsanlar bir yerlerde mahsur kalmıştır. Yollar kapanmıştır. Ev keyfi;ev hapsine dönmüştür ve bu süreçte yaşanan en yoğun duygu 'yalnızlık'tır.
.
- Sonuç; Havaların ısınmasıyla İstanbul örtüyü üzerinden atmaya çalışır.İşler artık tatsızlaşmaya başlar. Beyaz yerini kahverengiye bırakır;her yer çamur olur... Bu süreç hiç sevilmez.
^ Aşama 1 de,kendi çektiğim bir fotoğraf =)

14.1.10

Bunu beğendim.

13.1.10

Kaktüs

Kendini sevdirtmiyor.
Diğer bitkiler gibi (!) kendini koklattırmıyor.
En kötü ortamda bile yaşayabiliyor;
Depoladıklarıyla kendi ihtiyacını karşılıyabiliyor;
Yeri geldiğinde iğneliyor.
Farklı bir tarzı var. Bir duruşu var.
Ona çok dokunmamak,ona çok yaklaşmamak lazım.
Onu kendi halinde bırakmak lazım.
Zıtlıkların uyumunu simgeliyor o.
..
.
O, benim kaktüsüm;
tam 8 aydan beri benimle.
Onunla o kadar benziyoruz ki;
O, BENim.

8.1.10

Banksy

Bence son zamanların en orjinal sanatçısı, 'Banksy'
O kim diye sorarsanız,size bir şey söylemem.
Çünkü kim olduğu kimse bilmiyor.
Hakkında bilinen tek şey,İngiltere'de 9 yıldan beri sanatını icra ettiği...
Herhangi bir duvara ya da yolun üzerine 'parmak izi'ni bırakıyor.
Dünyanın en iyi graffitisini yapıyor.
Onun yaptığı graffiti,diğerlerine hiç benzemiyor;
Çünkü o,kara mizah kullanıyor.
Yaptığı her çalışmanın altında bir fikir var; bir protesto var.
Graffitiyi görüntü kirliliği olmaktan kurtarıp,'sanat eseri' haline getiren kişi o.
Basın görür,fotoğrafları çekilir,ünlü olur diye kendi sergisine bile gitmeyen kişi o.
(kendi sergisine gitmemek fikrini bir kenara not almalıyım:)
Yani özetle,Banksy sokakların efsanesi/sokakların sesi.
sadece Londra'da değil,dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir duvarda onun eserlerini görmek mümkün.
Umarım bir sabah uyandığımızda İstanbul'da da bir çalışmasını görürüz.

6.1.10

3

3 renk kullandım.
3 günde tamamladım.
3 kişiyi anlattım.

3.1.10

Ruh Halim

ekmek bulamazlarsa,pasta yesinler.