12.9.09

İlginç

Eski yazıma devam...
Okuldan arkadaşım o,adı Cansu Güneş!
Cansu Güneş!
Öyle bir isim olabilir mi? Hiç gerçekçi değil.
Düşünülmüş,tasarlanmış bir isim gibi.
Gerçek ismi gizlemek için konmuş bir isim gibi.
Sanki gerçek adı Azize Yılmaz felan olan bir insanın
sahne adı gibi...
Neyse,asıl ilginç olan onun adı değil.
(hayır,yanlış anlamayın,adı da ilginç; ama bunun kadar değil)
Yazın Toyiki de hukuk stajını yaptı. (evet,o da bir hukukçu)
Ve bu hafta,okul başladı diye işten ayrıldı.
Ayrılırken de herkese teşekkür maili attı.
O kadar da düşünceli!
...
..
.
Teşekkür;
Merhaba,Okulumun başlaması nedeniyle stajyerlik günlerim bugün bitiyor, bu sıcak ve samimi iş ortamından üzülerek ayrılıyorum.İki aydır severek çalıştığım Toyiki'de daha önce ciddi bir iş tecrübem olmamasına rağmen bana güvenerek bu staj imkanını sağlayan ve çalıştığım süre içerisinde de benden desteğini, tecrübelerini ve sevecenliğini esirgemeyen Atakay Bey'e ve bana ilk günden itibaren abla gibi davranarak bilgilerinden öte sevgisini paylaşan rol modelim Seren Hanım'a öncelikli olarak,ayrıca bana çalışma arkadaşındançok yakın bir arkadaş olan Deniz Hanım başta olmak üzere benden yardımlarını ve samimiyetlerini eksik etmeyen tüm Toyiki ailesine çok teşekkür ediyorum.Toyiki günlerinizin benimki kadar güzel geçmesi dileklerimle,
Cansu Güneş

Musiki



Üsküdar Musiki Cemiyeti'nin A sınıfı konserini dinlerken..
(kuzenim Tuğçe'ye doğru video yakınlaşıyor,hehe)

9.9.09

İsmail Dede



Bende onun karakteri varmış.
Bazı huylarımı ondan almışım.
Öyle diyorlar.Onu tanıyanlar.
O 'İsmail Dede'.
Yani dedemin babası.
Onla ilgili elimde olan tek şey bu eski resim;
ve onun mühürü. ( O zamanlar herkesin mühürü varmış)
İlginç.
EK; belki yıllar sonra,benim de torunumun çocuğu benim resmimi gösterir ve beni anar.
Tıpkı benim şimdi İsmail Dede'yi andığım gibi.

Yeni Tablom



Çerçeveletince resmini çekerim demiştim.
Öyle bloguma yüklerim diye düşünmüştüm.
Ama dayanamadım!
Yeni resim çalışmam... Bu seferki yağlı boya değil,akrilik boya.
Daha yumuşak,çabuk kuruyan ve kokusu daha ilginç olan bir boya.
Sadece 2 renk kullandım; siyah ve beyaz.
Biraz parmağımla,biraz fırçayla boyadım.
İyi oldu. Bence.
Geçen resmim (M harfi,karakter çatışması) kadar kişisel değil / derin değil.
Ama bunun da kendine ait bir hikayesi var.
Daha doğrusu bana ait.
Dediğim gibi,iyi oldu.
Farklı oldu.

3.9.09

Turuncu

Benim için turuncu,'telaş' rengidir.
Paniktir. Beni hep tedirgin eder.
Can kurtaran simitleri...turuncudur;boğulmak üzere olanlara atılırlar.
İtfayecilerin kıyafetleri de öyle.
Turuncunun olduğu yerde 'kaos' vardır;
En azından bana öyle gelir.
O yüzden sevmem o rengi...


Ama bugün gökyüzü,öyle bir yüzünü gösterdi ki;fotoğrafını çekmezsem olmazdı.
Ben bile sevdim o turuncuyu!

31.8.09

Origami



Satoshi Kamiya bu origamiyi 6 saatte yapmış.
Hemen araştırdım ve 12 aşamada nasıl yapıldığını gösteren bir video buldum.
Şu an ikinci aşamadayım,buraya kadar şaşırtıcı bir şekilde iyi gidiyor!
( ilk dört aşama temel origami bilgisi diye olabilir:)
Eğer yapabilirsem resmini çeker buraya yüklerim...
Resim yüklemezsem,anlayın ki...
..
.
fotoğraf makinemin şarjı bitmiştir.
Haha.

Nietzsche'den

Ey ulu yıldız...
Kendilerine ışık saçtıkların olmasaydı;
saadetin nerde kalırdı?

Yapılacaklar Listesi

'Belgelerim' klasörümden 'Yapılacaklar Listesi' adlı word dosyasından kopyalıyorum,yapıştırıyorum;

- Tenis raketime titreşimi önleyici yeni grip alınacak.
-4 Eylül'de ders kayıtlarım yapılacak.
-Grey's Anatomy sezon 5 izlenecek.
- Beşiktaş'taki SAF restorant denenecek.
- Abdi İpekçi Arena'ya, Avrupa voleybol turnuvası maçına gidilecek.
- Notere gidip yeni şarkımın hakları adıma kaydettirilecek.
- Zaman Çarkı altıncı kitap 'Kaos Lordu' okunacak.
- Gittigidiyor'dan ikinci el playstation oyunu alınacak.
- Kate Bush'un 'The Whole Story' albümü indirilecek,dinlenilecek.
- Eğitim Gönüllüleri Vakfından yeni dönem programı istenecek.
- 'Son Durak' filmine sinemaya gidilecek
- Beykoz'a gidilecek, 'Maria's Cheesecake' bulunup cheesecake yenilecek.
- Kuzenimle bir Türk Sanat Müziği şarkısı kaydedilecek.
- Yedikule Hayvan Barınağı'na gidilecek,köpek sevilecek.
...
..
.

25.8.09

Yeni Duvar Kağıdım


Banksy'nin bu fotoğrafını gördüm;çok etkilendim.
Hemen duvar kağıdım yaptım.

23.8.09

Yaprağın Yolu

Yağmurun yağması,bir rüzgarın belirli bir yönden esip geçmesi,bir yaprağın düşmesi...
Bunların hepsi,önceden belirlenmiş olaylardır. Hiçbir şey tesadüf değildir.
Yani bir yaprak yere düşmek üzereyse bir ağacın dalından,o yaprağın düşmesi lazımdır.

O düşmek üzere olan yaprağın düşmesini engellersek,yani o henüz yere değmeden onu yakalayabilirsek doğal akışı bozmuş oluruz. Desen,'o yaprak o gün o saatte toprağa düşecek' diye dokumuştur.Biz o yaprağın düşmesini engelleyerek bunu değiştiririz.Yaprağı yakalayınca bir dilek tutarız ve o yaprağı kesinlikle yere değmeyecek şekilde saklarız.Ne zaman dileğimiz gerçekleşirse o yaprağı yere atarız ki doğal denge yeniden sağlansın...
O yaprak,düşmelidir.Doğa,o yaprağı düşürmek için mutlaka uğraşacaktır,sonuçta dengeyi sağlayacaktır. Biz ne kadar uğraşırsak uğraşalım o dengeyi zaten bozamayız;çünkü ondan güçlü değiliz..Günümüzde bile yağmuru istediğimiz zaman yağdıramıyoruz,rüzgarları yönlendiremiyoruz,depremleri tahmin edemiyoruz... Doğa,insan varolmadan önce de vardı ve güçlüydü,insan varolduktan sonra da var ve hala bizden daha güçlü..
O dileğimizi doğa yerine getirecektir,dengeyi tekrardan sağlamak için.
İşte 'yaprağın yolu' böyle bir şey. Ben inanıyorum.

20.8.09

...herşey akılda başlıyor,akılda bitiyor...

19.8.09

Keşke

Keşke
Bir tane daha Mehmet Emin olsa,benim yerime okula gitse,ders çalışsa,sınavlara girse,gazete okusa,güncel hukuki olayları takip etse...
Keşke
Bir tane daha Mehmet Emin olsa,benim yerime spor yapsa,sağlıklı beslense,dişlerini fırçalasa,arkadaşlarımla görüşse,gezse-tozsa,sosyal olsa...
Keşke
Bir tane daha Mehmet Emin olsa,benim yerime basit ayak işlerini yapsa,kargo geldiği zaman onu alsa,imza gerektiği zaman bankaya gitse...

Çok fazla bir şey istemiyorum;
sadece bir kaç tane daha 'Mehmet Emin' istiyorum!
çünkü artık yeterli olmadığımı hissediyorum.
Çok fazla parçaya bölünmem gerekiyor;
herkes benden bir parça istiyor...
yetişemiyorum.
Keşke...

Hayat

Hayat,bir fincan ümitsizliğin üzerine eklenen bir kaşık umuttur.
Mehmet Emin.

18.8.09

Kağıt



Kağıt,benim gibiler için bir 'oyun' değildir; ayrı bir sektördür.
Eğlence dünyasının farklı bir boyutudur.
Yıllarca Ertuğrul amcamla ve Nazmiye teyzemle birlikte çalıştım.
Bunun sonucunda doğal olarak 'profesyonel kağıt ustası' oldum.
Artık her türlü oyunu,en ince detayına kadar biliyorum.
Varsa bana rakip olma cesaretine sahip olan.
haber versin...

17.8.09

bir kaç resim..

bir kaç resim yükledim.
ama bu sefer benim objektifiminden değil;
Kuzenim Tuğçe'den.

13.8.09

Su ve Kuraklık

'Su ve kuraklık' konulu fotoğraf yarışmasına bu fotoğraf ile katıldım.
Kazanamadım.

Ben jüride olsam seçerdim bunu.
Gerçekten.
Kendim çektim diye demiyorum;
Renk uyumu,çekimi,hareketi,hikayesi var...
Jüridekiler anlayamadıysa o benim sorunum değil.

11.8.09

Tiramisu



Ben tatlı hiç sevmem.
Nerdeyse hiçbir tatlıyı yemem.
Sadece tiramisu severim,yerim.
Çünkü o tatlı değildir benim için,farklı bir şeydir. Bu dünyadan değildir.
İçindeki kakao,krema ve kahve,artık kakao,krema ve kahve olmaktan çıkmıştır; yepyeni bir forma bürünmüştür...
Bu yazıyı yazmama sebep olan,az önce bitirdiğim bir porsiyon tiramisudur...

6.8.09

Değişim / Ben.

Bugün Adana'ya,eve geldim.
Gittiğimden beri bir çok şey değişmiş.
Bazı şeyler de şaşırtıcı şekilde aynı kalmış.

Lisede bir çok kişi gibi ben de servise yazılmamıştım,kendim gidip geliyordum okula. Turuncu Balcalı otobüsleri tam bizim okulun önünden geçiyordu,hem de 20-25 dakika da okula götürüyordu. Ayrıca otobüsün içinde mutlaka okuldan,hatta sınıfımdan birileri oluyordu. (Serel ,Cansu ,Begüm,Erman...)
Okula giderken her gün önünden geçtiğimiz ve geçerken de 'Aaa,burası Ayşe Hatun Önal'ın biliyor musun?' diyerek şaşırdığımız ve güldüğümüz bir gelinlikçi vardı... Evet,geçmiş zaman kullandım. Çünkü kapanmış...
Orası gerçekten Ayşe Hatun Önal'ındı. Zaten gelinlikçinin adı da 'Hatun Ayşem'di.
Sadece bir gelinlikçi değildi bizim için;arkadaşlık simgemizdi. Espri kaynağımızdı. Gülme garantimizdi... Artık yok.

Değişen bir şey daha var. Ben.
Daha doğrusu görüntüm.
Annem yıllar önce benim bir resmimi yağlı boyada tuvale çalışmıştı.
Duvarda onu gördüm. Gerçekten değişmişim. Uyudum,uyandım,büyüdüm sanki.
İşte o resim



Adana ile ilgili anlatacaklarım bitmedi.
Devamını daha sonra yazacağım.
Tabii internete bağlanabilirsem.
Çünkü buradaki telefon hattını kapattırmıştık,doğal olarak internet de gitti.
Şu anda bizim evin karşısındaki English Home'ın kablosuz ağından giriyorum.
Şifresini de kendim buldum. Ne mi?
Tabii ki English Home.
hehe.

5.8.09

bilgisayarımı karıştırken bulduğum bir başka video.

4.8.09



Bugün yeni bir şarkı yapmaya başladım.
Sanki biri kulağıma fısıldadı melodiyi.
Sanki hep bildiğim bir melodiyi hatırladım gibi oldu.
Müziğim hazır. Şimdi sözleri yazmalıyım.
O melodinin üzerine ona uygun olarak ne anlatmam gerektiğini de buldum...
Mükemmel bir şeyin eşiğindeyim.