Ayrılırken de herkese teşekkür maili attı.
12.9.09
İlginç
Ayrılırken de herkese teşekkür maili attı.
9.9.09
İsmail Dede

Bende onun karakteri varmış.
Yeni Tablom
Çerçeveletince resmini çekerim demiştim.
Öyle bloguma yüklerim diye düşünmüştüm.
Ama dayanamadım!
Yeni resim çalışmam... Bu seferki yağlı boya değil,akrilik boya.
Daha yumuşak,çabuk kuruyan ve kokusu daha ilginç olan bir boya.
Sadece 2 renk kullandım; siyah ve beyaz.
Biraz parmağımla,biraz fırçayla boyadım.
İyi oldu. Bence.
Geçen resmim (M harfi,karakter çatışması) kadar kişisel değil / derin değil.
Ama bunun da kendine ait bir hikayesi var.
Daha doğrusu bana ait.
Dediğim gibi,iyi oldu.
Farklı oldu.
3.9.09
Turuncu
Paniktir. Beni hep tedirgin eder.
Can kurtaran simitleri...turuncudur;boğulmak üzere olanlara atılırlar.
İtfayecilerin kıyafetleri de öyle.
Turuncunun olduğu yerde 'kaos' vardır;
En azından bana öyle gelir.
O yüzden sevmem o rengi...

Ben bile sevdim o turuncuyu!
31.8.09
Origami

.
Yapılacaklar Listesi
- Tenis raketime titreşimi önleyici yeni grip alınacak.
-4 Eylül'de ders kayıtlarım yapılacak.
-Grey's Anatomy sezon 5 izlenecek.
- Beşiktaş'taki SAF restorant denenecek.
- Abdi İpekçi Arena'ya, Avrupa voleybol turnuvası maçına gidilecek.
- Notere gidip yeni şarkımın hakları adıma kaydettirilecek.
- Zaman Çarkı altıncı kitap 'Kaos Lordu' okunacak.
- Gittigidiyor'dan ikinci el playstation oyunu alınacak.
- Kate Bush'un 'The Whole Story' albümü indirilecek,dinlenilecek.
- Eğitim Gönüllüleri Vakfından yeni dönem programı istenecek.
- 'Son Durak' filmine sinemaya gidilecek
- Beykoz'a gidilecek, 'Maria's Cheesecake' bulunup cheesecake yenilecek.
- Kuzenimle bir Türk Sanat Müziği şarkısı kaydedilecek.
- Yedikule Hayvan Barınağı'na gidilecek,köpek sevilecek.
...
..
.
25.8.09
23.8.09
Yaprağın Yolu
Yağmurun yağması,bir rüzgarın belirli bir yönden esip geçmesi,bir yaprağın düşmesi...
Bunların hepsi,önceden belirlenmiş olaylardır. Hiçbir şey tesadüf değildir.
Yani bir yaprak yere düşmek üzereyse bir ağacın dalından,o yaprağın düşmesi lazımdır.
O düşmek üzere olan yaprağın düşmesini engellersek,yani o henüz yere değmeden onu yakalayabilirsek doğal akışı bozmuş oluruz. Desen,'o yaprak o gün o saatte toprağa düşecek' diye dokumuştur.Biz o yaprağın düşmesini engelleyerek bunu değiştiririz.Yaprağı yakalayınca bir dilek tutarız ve o yaprağı kesinlikle yere değmeyecek şekilde saklarız.Ne zaman dileğimiz gerçekleşirse o yaprağı yere atarız ki doğal denge yeniden sağlansın...
O yaprak,düşmelidir.Doğa,o yaprağı düşürmek için mutlaka uğraşacaktır,sonuçta dengeyi sağlayacaktır. Biz ne kadar uğraşırsak uğraşalım o dengeyi zaten bozamayız;çünkü ondan güçlü değiliz..Günümüzde bile yağmuru istediğimiz zaman yağdıramıyoruz,rüzgarları yönlendiremiyoruz,depremleri tahmin edemiyoruz... Doğa,insan varolmadan önce de vardı ve güçlüydü,insan varolduktan sonra da var ve hala bizden daha güçlü..
O dileğimizi doğa yerine getirecektir,dengeyi tekrardan sağlamak için.
İşte 'yaprağın yolu' böyle bir şey. Ben inanıyorum.
20.8.09
19.8.09
Keşke
Bir tane daha Mehmet Emin olsa,benim yerime okula gitse,ders çalışsa,sınavlara girse,gazete okusa,güncel hukuki olayları takip etse...
Keşke
Bir tane daha Mehmet Emin olsa,benim yerime spor yapsa,sağlıklı beslense,dişlerini fırçalasa,arkadaşlarımla görüşse,gezse-tozsa,sosyal olsa...
Keşke
Bir tane daha Mehmet Emin olsa,benim yerime basit ayak işlerini yapsa,kargo geldiği zaman onu alsa,imza gerektiği zaman bankaya gitse...
Çok fazla bir şey istemiyorum;
sadece bir kaç tane daha 'Mehmet Emin' istiyorum!
çünkü artık yeterli olmadığımı hissediyorum.
Çok fazla parçaya bölünmem gerekiyor;
herkes benden bir parça istiyor...
yetişemiyorum.
Keşke...
18.8.09
Kağıt

Kağıt,benim gibiler için bir 'oyun' değildir; ayrı bir sektördür.
Eğlence dünyasının farklı bir boyutudur.
Yıllarca Ertuğrul amcamla ve Nazmiye teyzemle birlikte çalıştım.
Bunun sonucunda doğal olarak 'profesyonel kağıt ustası' oldum.
Artık her türlü oyunu,en ince detayına kadar biliyorum.
Varsa bana rakip olma cesaretine sahip olan.
haber versin...
17.8.09
13.8.09
Su ve Kuraklık
11.8.09
Tiramisu
.jpg)

6.8.09
Değişim / Ben.
Gittiğimden beri bir çok şey değişmiş.
Bazı şeyler de şaşırtıcı şekilde aynı kalmış.
Lisede bir çok kişi gibi ben de servise yazılmamıştım,kendim gidip geliyordum okula. Turuncu Balcalı otobüsleri tam bizim okulun önünden geçiyordu,hem de 20-25 dakika da okula götürüyordu. Ayrıca otobüsün içinde mutlaka okuldan,hatta sınıfımdan birileri oluyordu. (Serel ,Cansu ,Begüm,Erman...)
Okula giderken her gün önünden geçtiğimiz ve geçerken de 'Aaa,burası Ayşe Hatun Önal'ın biliyor musun?' diyerek şaşırdığımız ve güldüğümüz bir gelinlikçi vardı... Evet,geçmiş zaman kullandım. Çünkü kapanmış...
Orası gerçekten Ayşe Hatun Önal'ındı. Zaten gelinlikçinin adı da 'Hatun Ayşem'di.
Sadece bir gelinlikçi değildi bizim için;arkadaşlık simgemizdi. Espri kaynağımızdı. Gülme garantimizdi... Artık yok.
Değişen bir şey daha var. Ben.
Daha doğrusu görüntüm.
Annem yıllar önce benim bir resmimi yağlı boyada tuvale çalışmıştı.
Duvarda onu gördüm. Gerçekten değişmişim. Uyudum,uyandım,büyüdüm sanki.
İşte o resim
Adana ile ilgili anlatacaklarım bitmedi.
Devamını daha sonra yazacağım.
Tabii internete bağlanabilirsem.
Çünkü buradaki telefon hattını kapattırmıştık,doğal olarak internet de gitti.
Şu anda bizim evin karşısındaki English Home'ın kablosuz ağından giriyorum.
Şifresini de kendim buldum. Ne mi?
Tabii ki English Home.
hehe.






