30.10.09

Ev

Ev benim için önemlidir.
Aslında herkes için önemlidir; ama benim için daha da önemlidir.
Çünkü ben evi severim. Ev insanıyımdır.
İnternette gezerken,benim için ideal evi buldum.
Hemen sahiplendim.









Böyle bir evim olsa ASLA dışarı çıkmam.

29.10.09

Yaptıklarım

2 gün sonra,en önemli sınavım var (Eşya Hukuku)
Çalışmam gerekirken ben,bugün;

- 2 bölüm Grey's Anatomy izledim.
- Dolabımdaki kıyafetleri düzenledim,yazlıkları ayırdım.
- Gizemle uzuuun bir telefon konuşması yaptım.
- Evin tamamını sildim,süpürdüm.
- 'Her Eve Lazım' alışveriş programını izledim.
- Biletix'ten gelecek etkinliklere baktım.
- Playstation oynadım.
- Yemek yaptım,pişerken onu izledim.
- Kendime CV hazırlardım.
- Bilgisayarımdaki tüm resimleri/videoları yeniden düzenledim.
- Hepsiburada'dan hiçbir zaman almayacağım duvar stickerlarına baktım.
- İleri tarihler için ucuz uçak bileti araştırması yaptım.
- Spor yaptım sonra duşa girdim.

şu an ise 'yaptıklarım' diye bir yazı yazıyorum.

TERS

ɯıʎǝpuıɯǝuöp ʌɐuıs
ɯnɹoʎışɐʎ sɹǝʇ ıʎǝşɹǝɥ
=/

24.10.09

Yeni Eleman / Yukarı Bak

Geçen gün ablamla birlikte ‘Up’ filmini izlemek için Nautilus'a gittik.
Biletimizi aldığımızda saat 9’a geliyordu,film de 9.45’de başlayacaktı.
Biz de o arada Carrefour’a gideriz,su/çikolata vs alırız diye konuştuk.
Hızlıca birkaç parça şey aldık ve diğer tüm kasalar dolu diye süratli kasanın sırasına girdik. (İngilizce konuşma özentilerinin deyişi ile;express casa)
Orda da sıra fazlaydı; ama ‘en azından hızlı ilerler’ diye düşündük
Sadece düşünce de kaldı bu,milim milim ilerleyebildik.Arkamıza bir kadın geldi, ‘ayyy kollarım’ diye söylenmeye başladı.
Duymamış gibi davrandım; işe yaramadı. =/
‘benim kolumda romatizma var’ diye başladı anlatmaya,ama ben devamını dinlemedim.Sıkıntıdan telefonuma baktım,saat 21.40!
Ablam kadınla sohbet etmeye başladı
O kadını ‘Kara Büyü’ filmindeki Ms. Ganush’a benzetmiş
Eğer onunla konuşmazsa filmdekilerin onun başına geleceğini düşünmüş (!)
(Bu arada o filmi izlemediyseniz mutlaka izleyin,hala vizyonda)
Sıranın bize gelmesine tek bir kişi kalmıştı,tam o saniye onu fark ettim.
Daha doğrusu onun ‘yeni eleman’ kartını.
Biliyordum zaten,normal bir kasiyer bu kadar yavaş çalışamaz. Mümkün değil.
Neyse,önümüzdeki kırmızı giyinmiş adamın aldığı şeyler toplam 6 Lira 45 kuruş tuttu.Adam cüzdanından iki tane fiş çıkardı. Birinde 1 liralık,öbüründe de 1.50 lik indirimi varmış.
Sonra geri kalanını ödemek için de kredi kartını çıkarttı.
Kasiyer o fişleri işledi (kaplumbağa hızıyla) sonra kredi kartından parayı çekti.BAM!
Yanlış birşey yapacağı belliydi zaten onun...
‘Lütfen yan kasalara geçin,bu kasada sorun çıktı’ dedi.
Yok daha neler. Ben beklemişim o kadar,bir de gidip başka kasada mı bekleyim?!
Hemen telefonla birini aradı,’Acil buraya gel’ dedi.
Bekledik bekledik ve bekledik,sonunda pateniyle bir kız geldi.
Neyseki hemen halletti sorunu,ama saat çoktan 21.45’i geçmişti.
Çok sinirlendim ve telefonumla konuşuyor gibi yaparak onun fotoğrafını çektim.

Nautilus Carrefour’da 17 Numaralı kasada duruyor.
SAKIN onun olduğu kasaya gitmeyin.
Asrın hatasını yapmış olursunuz...

Neyse.
Up (Yukarı Bak) filmi,bugüne kadar izlediğim en iyi filmlerden biriydi.
Imdb'ye göre gelmiş geçmiş en iyi 42. film zaten.
Her açıdan mükemmeldi.
MUTLAKA izleyin.

18.10.09

Sağlıklı olabilmem için

Beni yeniden sağlıklı yapabilecek tek şey;

video

iyileşmem için,hatta eskisinden de güçlü olmam için
gerçekten buna ihtiyacım var.

17.10.09

Montum.

2008'in Şubat ayıydı.İstanbul'a kar yağmıştı.
Okul çıkışı taksiye bindim; Cadde'de bir arkadaşımla buluşmak üzere
Taksiden indim; ve o anda fark ettim
TAKSİDE MONTUMU UNUTTUM.
Hemen okuldan arkadaşım Marta'yı (Selin'i) aradım.
O da ana taksi durağına gitti;
Taksicilerle konuştu,montumu tarif etti.
Benim numaramı bıraktı.
Sonraki her gün kayıp eşya odasına gittim.
İçimde biraz umutla.
Sürekli taksicilere sordum;
YOK...

O montumdan sonra 2 tane yeni mont aldım.
Ama onun gibi olmadı hiçbiri...
Hiçbir zaman da olmayacak.
Biliyorum =/
O montumu ben giyecektim;
Sonra benim çocuklarım giyecekti.
Daha sonra da onların çocukları...

Bu yazıyı sadece ve sadece onu anmak için yazıyorum.
Seni unutmadım aziz montum.


^ montumla çekilmiş son fotoğrafım

Medeni Kanun Madde 989.- Taşınırı çalınan, kaybolan ya da iradesi dışında başka herhangi bir şekilde elinden çıkan zilyet, o şeyi elinde bulunduran herkese karşı beş yıl içinde taşınır davası açabilir.

Fikri Kaçan Adam

Çok iyi bir fikrim vardı;
ama kaçtı.
Sonra başka bir fikir geldi aklıma;
'kaçan fikrimle ilgili bir tablo yapmalıyım' dedim.
Ve yaptım.


bir fikrim kaçtı
ama yeni bir fikir geldi.

10.10.09

Avrasya Maratonu!




Resmen kaydımı yaptırdım!
Artık benim de bir koşucu numaram var '63796'
Çünkü 18 Ekim 2009’da Avrasya maratonuna katılıyorum!!!
Altunizade’den başlayacak,Boğaziçi köprüsü geçilecek ve Beşiktaş’taki İnönü stadyumuna kadar koşulacak. Toplam 8 kilometre.
Koşuyu tamamlayabilen herkese madalya,sertifika ve tşört verecekler.
(Yani ben de alacağım :P)

Koşu tempomu arttırmam için önümde 7 gün var.
Bu 7 günü çok iyi değerlendirmeliyim.
En son istediğim şey,anahaber bülteninde 'maratonda fenalaşanlara ilk yardım yapıldı' haberine dahil olmak...
Bundan sonraki hedefim,triathlon =P

7.10.09

3.10.09

Günün Raporu

Sabah 9 gibi Ayça ve Cansu'yu almaya Kadıköy'e gittim.
Sadece Ayça'yı alabildim; çünkü Cansu KARALAR bizi son anda ekti. (!)
Ayça ile birlikte Beykoz'a gittik fotoğraf çekimine.
O yolda ceviz yedi,ben tropikal sakız çiğnedim.
Ara vermeksizin 3,5 saat Ayça modellik yaptı,ben de fotoğraf çektim.
Çok yorulduk ve sonra yemeğe Palladium'a gittik.
Asansör beklerken asansöre 'açıl susam açıl' dedim ve Ayça beni kınadı.
Yemekten sonra kahve içtik ve çikolatalı cheesecake söyledik kahve ile iyi gider diye.
Gitmedi. Beğenmedik cheesecake'i. (Yine de yedik)
Bu dediklerimin sizin için bir şey ifade etmediğini biliyorum,ama Ayça bunu okurken gülecektir.
Ve Cansu bunu okurken kendini ifşa ettiğim için sinirlenecektir. =)
Çektiğim bir kaç fotoğraf;
.
.
.
.
Bu arada,eğer Ayça'nın bloguna bakmak isterseniz tıklayın
Ahhhh
Az kalsın unutuyordum...
Bu da Cansu KARALAR.
.
HAHA!